İzleyiciler

23 Aralık 2014 Salı

Biraz iç dökme...

Doğup büyüdüğüm şehirden uzun süreli hiç ayrılmadım,şimdilerde mecburiyetten(atandığım için)başka bir yerde yaşamaya çalışıyorum.Bekar veya çocuksuz olduğum dönemde atansaydım daha kolay olabilirdi,şu an çok zorlanıyorum.

Hayatımın her anında olduğu gibi bu halime de şükrediyorum,bunu da yaşamam gerekiyormuş ki yaşıyorum diyorum ama bir yandan da ülkemizin sisteminin saçmalıklarını eleştiriyorum.
Adana'da birçok kişi ücretli öğretmenlik yapıyorken yani biyoloji öğretmeni açığı varken ben kendi evimden,eşimden uzak başka bir şehirde yaşamak,çocuğumu da sürüklemek,bizimle beraber bazen annemi bazen babamı rezil etmek zorunda kalıyorum...

Yine de şanlıyım;atandığım ilçe ile evim arasındaki mesafe her hafta gidip-gelmeme uygun..

Orada ayrı bir ev,yeni eşyalar,yeni bir düzen var.
Biri beni birkaç günlüğüne bir film sahnesinde oynatıyor,rolümü yapıp kendi düzenime dönüyor gibiyim.Çoğu sabah gözümü açtığımda 'ne işim var benim burada'hissi ile uyanıyorum.Sonra negatifliği kenara bırakıp aşkla yaptığım mesleğime odaklanıyorum.Evden çıktığımda ait olmadığım bir yerin havasını içime çekerek o günün güzel geçmesini diliyor ve okula gidiyorum.

Okula girdiğim andan sonrası daha kolay sanırım.Ders anlatırken,nöbetteyken,öğrencilere odaklanmışken iç sesimi dinlemiyorum.
Karşımdaki öğrencilerin nerede yaşadığının önemi yokki...
Nasıl verimli ders anlatırım,önemli bilgileri nasıl kalıcı hale getiririm,Atatürk sevgisini,çevresine saygı ve sevgiyi nasıl öğretirim,kitap okuma alışkanlığı kazandırabilirmiyim...gibi uğraşlarım var.
Okulda mutluyum.Her etkinlikte ilk başta beni dahil ediyorlar.Öğrencilerim bana özel hazırlıklar yapıp,kutlamalar yapıyorlar.Her tenefüste etrafım gülen gözlerle doluyor.

Grip oldum diye ıhlamur hazırlayan öğrencimi,her sabah taze bir gülle kapıda beni karşılayan öğrencimi nasıl unuturum ben?
Çocuğum var ve evimden uzaktayım diye ders programımı bana göre düzenleyen okul müdürünü ömrüm boyunca unuturmuyum hiç?
Okula ve yeni arkadaşlara alışmam için;evine yemeğe davet eden,sıcacık ev sahipliği yapan öğretmen arkadaşımın yerini kim tutabilir ki?...

Okul sonrası ise evden ibaret;örgü örüyorum,Batu'yla oynuyorum,annem yada babamla kahve içip sohbetler ediyoruz ve orada kaldığım günlerin çabucak geçmesini dileyerek uyuyorum.

Bulunduğum ilçe minicik.Sokakta kadın görmeniz neredeyse imkansız.Zorunlu olmadıkça markete bile gitmiyorum...

Nadiren karamsarlığa kapılırım,pozitif olmayı tercih ederim.Ama hayat bazen beni de herkesi zorladığı gibi zorluyor.Sürekli 'ballı'olduğumu laf edenler;rahat olsunlar:)Ben de zor günler geçiriyorum,ben de üzülüyorum.
Yüzümdeki sürekli tebessümün nedeni:içimdeki ben;)

Şu an...


Uzun zamandır 'şu an'yazılarıma yenisini eklemediğimi farkettim.
Bloguma istediğim zamanı ayıramamaktan şikayetçiyim ama son zamanlarda kendime bile istediğim zamanı ayıramıyorken blogumun ihmale gelmesi normal gibi...

Şu an;Batuşum uyuyor,ben ise günün en sevdiğim dakikalarından bir kısmını yaşıyorum.
Kahvemi yudumlarken 'ne dikebilirim?'sorumun cevabını arıyorum.
Kış aylarında örgü örmeyi çok sevsemde,evde biriken kumaşları ve uzun süre önce aldığım oldukça donanımlı dikiş makinemi değerlendirmek istiyorum.

Sağlıklı,mutlu günler diliyorum...